2017

04.08.2017 Arkadaş ya da ak-ka-daş
(Hamza İNANÇ)

Gerçek anlamının ne olduğunu hala tam olarak bilmediğim b ir sözcük 'arkadaş'.

Birileri bana, arkadaşın var mı? diye sorsa, yanıtım ne olabilir ki? Duralarım, çocukluğuma dalar, alt belleğim üste çıkar, bazı isimler toplanır, sonra dağılır giderler. Yine kendim kalırım ortalıkta. Yapayalnız.

Zaman geçti, genç yaşa geldim, köy öğretmeni oldum, Ladik Akpınar Köy Enstitüsü'nü bitirerek. Köye gitmek üzereyken Ankara'dan çağrı aldım.

Resim denen bir düş dünyamı sarmış ve yönümü yolumu değiştirivermişti. Ayaklarım yere değmiyor, uçuyor gibiydim. Bilet telaşına girmişken kendimi ameliyat masasında buldum.

Ankara'ya gitmem gerekti, doktora hemşireye yalvara yalvara beş gün sonra hastaneden çıktım. Üç günlük yolculuk. Hasanoğlan Köy Enstitüsündeyim. Benimle beraber sınava gireceklerle tanıştım. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümüne giriş sınavını kazandım. Hemen sağlık raporu alıp yüklem senedi için Ladik'e dönmem gerekli. Ankara Nümune Hastanesindeyim. Her şey iyi giderken K.B.B. Kliniği'ne girdim. Rasporumu doktora verdim. G Beni şöyle bir gözle süzdü;

- Bu ne kıyafeti, asker misin

- Hayır. Benim okul kıyafetim. Köy Enstitüsü kıyafeti.

- Hımmm. Kalktı yanıma geldi. Burnumu sağa sola çevirdi.

- Sen öğretmen olamazsın. Senin burnun eğri dedi.

- Çık dışarı dedim ya!

Orada düşüp kalabilirdim. Kendimi tuttum. Dışarı çıktım.Yıkıldım. Perişanım. Hasanoğlan'a döndüm. Herkes gitmiş, yatakhane kapatılmış. Sorumlu öğrenci bana 'Seni bir gün daha alabiliriz.' dedi. Ertesi gün geri dönüş için Ankara Garı'ndayım. Gişe henüz açılmamış. Yığılırcasına çömeldim oracıkta. Giderek tükeniyorum. Orada herkes bilet almak için ayakta bekler ya. İşte öyle birisi de karşımda dikildi, bana bakıyor. Gidecekmiş gibi yaptı, gitmedi:

- Arkadaş !

Üstüme alınmadım.

- Sana diyorum! Sen Gazi'de Resim sınavına girdin mi?

- Ne dedin? Ben mi? Ha evet!

- Kazandın mı ?

- Evet, ama olmadı...

- Neden?

- Olmadı işte, burnum eğriymiş,'Sen öğretmen olamazsın' dedi doktor.

- Ne demek, olmaz öyle şey, yürü gidelim!

- Nereye?

- Hastaneye, daha vakit var. Ben de kazandım.

- Ne evet, ne de hayır diyecek gücüm yok, yürüyoruz. Tırmandık yokuşu. Hastane tenha. K.B.B. Kliniği'ndeyiz. Doktor genç biri. Yanımdaki,

- Bu arkadaşın raporu için geldik, burada kalmış da.

- Doktor,'adın ne' dedi bana. Biraz kendime gelmiştim. 'Hamza İnanç' Masanın üzerindekilere baktı.'Yok öyle bir rapor' deyince dilim iyice açıldı.

- Yan çekmeceye koydu doktor.

- Evet burda imiş, imzalanmamış. İmzalayıp bana uzattı. Titreyen elimle aldım kağıdı. Teşekkür ederim dedim ve çıktık. Yolumuz inişe dönmüştü:

- Sen kimsin arkadaş ?

- Sınıf arkadaşın Burhan ALKAR

Bende yineledim.

- Hamza İnanç

Gara geldik. Bilet satışı başlamış. Gişelerimiz ayrı imiş. Sıraya girerken el salladım, O da karşılık verdi.

Hollandalı Hümanist Filozof Erasmus: 'İnsan dünyaya yalnızca mutlu olmak için gelmemiştir.' diyor...

Burhan Alkar Heykel Atelyesi | 11. sokak No:61 Ostim ANKARA
Telefon: (0)312 354 1285 e-posta: burhanalkar@burhanalkar.net

 

ana sayfa | galeri | atelye | hakkinda | yazilar | iletişim

2012 Burhan Alkar Heykel Atelyesi / burhanalkar.net

ozzgo.net