2017

04.08.2017 ...
(Hidayet TELLİ)
Bu sergi, Gazi Üniversitesi, Resim ve Heykel Müzesi'nde açılan üçüncü sergi oluyor.

Burhan Alkar'ı tanımak, bugünlere nasıl geldiğini görmek için, yaşamının üç bölümüne bir göz atmak gerekir. Öğrenciliği, Sanat Eğitimciliği, Heykeltraşlığı.

Burhan Alkar, 1942 yılında, Filibe'den Türkiye'yegöç edip, Turgutlu'ya yerleşen bir ailenin çocuğudur. Burhan, orta okulu Turgutlu Orta Okulu'nda okur. Çalışkan bi öğrencidir. Ancak Matematik, resim-iş ve müzik derslerine daha çok ilgi duymaktadır. Resim-iş öğretmeni, Gazi Eğitim Enstitüsü, resim-iş bölümünün ilk yıllarında mezun olmuş Mehmet Marangozoğlu'dur.

Sanat eğitiminin eğitimdeki yerini çok iyi kavramış iyi bir sanat eğitimcisidir. Bu alanda çevre ile ilişkilerini kurabilen, olanaklardan çok iyi yararlanabilen bir öğretmendir. Öğrencilerinin sevgisini kazanmıştır. Bütün öğrencileri ile ilgilidir. Ama sanata ilgi duyanları ve diğer öğrenciler arasında daha başarılı olanları seçebilme yeteneğine sahiptir. Onlarla arkadaş gibi olup, yetişmeye çalışmaktadır. İşte Burhan Alkar'ı sanat eğitimine yönlendiren bu öğretmenidir. Burhan için bu öğretmenle çalışmak, çalışmalarını onunla değerlendirmek bir yaşam biçimi olmuştur. Burhan'ın anlattığına göre Adana Öğretmen Okulu'ndan, tatillerde Turgutlu'ya geldiğinde de ortaokul öğretmeni Marangozoğlu onunla ilgilenmekte, birlikte çalışmalar yapmaktadırlar.

Marangozoğlu'nun sanat alanında yetiştirdiği başka öğrencileri de var. Öğrneğin; çoğumuzun tanıdığı Nevzat Akoral ve seramik alanında başarı gösteren Hayrullah Batmaz. Görüldüğü gibi Mehmet Marangozoğlu, öğrencilerinin eğilimlerinin belirlenmeye başladığı bu orta öğretim döneminde, onlara destek olarak sanatsal kimliklerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmaktadır. Bu öğrencilerin çoğu daha sonra G.E.E. Resim-İş bölümüne girip, onun gibi öğretmen olmak istiyorlardı. İşte bu öğrencilerden biri; Heykeltıraş, sanat eğitimcisi Burhan Alkar sergisi ile karşımızda.

Burhan Alkar, eğitimcilik yanını hiç bırakmamıştır. O da öğretmeni gibi birçok öğrenci yetiştirmiştir. 1948 yılıunda G.E.E. Resim-İş bölümüne giren Burhan Alkar, 1951 yılında mezun olmuştur. Resim-İş bölümüne giren öğrenciler, 'Resim, grafik, modelaj, heykel, yazı, fotoğraf, çeşitli gereçlerle üç boyutlu tasarım, sanat tarihi, sanat eserlerini inceleme, estetik vb. ileöğretmenlik bilgileri veren dersler almaktadırlar. Öğrenciler sanat eğitimi almaya başladıkları andan itibaren bu derslerin içindedirler. Sanat dilinin oluşumunda ve üretimin zenginleştirilmesinde böyle çalışmaların yararları büyüktür. Kendi anat kimliklerini bulmada belirleyici olmaktadır. Bir alanda başlayan başarı, insanın sevdiği bir işi yapması, yaşam kalitesini arttırır, onu mutlu bir insan yapar. Bu da yaşamda ve gelişmişlikte önemli bir unsurdur. Yenilikleri kavramak için denemek şarttır. Başkalarının yaptığından farklı bir şeyler üretmek gerekir. Deneme olmalı ki ortaya yeni çözümler çıksın. Rekabetin getirdiği deneme ve araştırma yoksa yaratıcılık da ortadan kalkar.

Bu deneyimlerden sonra Burhan Alkar, sanat gücünü ortaya koymada, üç boyutlu modelaj ve heykel çalışmalarını seçti. Sanatsal problemleri çözdükçe yeni yollar buluyor, böylece daha başarılı yapıtlar ortaya çıkarıyordu.

Burhan Alkar G.E.E.'de öğrenci iken modelaj ve heykel öğretmeni Hakkı İzzet Bey'dir. Almanya ve İsviçre'de seramik ve heykel eğitimi almış, araştırmacı, değerli bir öğretmendir. Resim-İş bölümünün kuruluşundan beri modelaj derslerini yürütmektedir ve Burhan Alkar'ın da üç yıl boyunca öğretmeni olmuştur. 1951 yılında Burhan Alkar G.E.E. Resim-İş bölümünü bitirerek sanat eğitimcisi olarak göreve başlamıştır. 1951-1958 yılları arasında Erzurum Lisesi'nde ve Pulur Öğretmen Okulu'nda Resim-iş öğretmeni olarak görev yapmıştır. Öğrencilerinin rahat ve başarılı çalışmalar yapabilmeleri için okullarda atelyeler kurmuştur. İstanbul Öğretmen Okulu'nda açılan Resim-İş ve müzik seminerine Pulur Öğretmen Okulu öğrencilerinden, bu alana ilgi duyan başarılı öğrencileri seçip hazırlayarak göndermiştir. Bu öğrenciler arasında Mustafa Ayaz, Ali Candaş ve Aydemir Kumru gibi isimler de yer almaktadır. Burhan Alkar'ın gösterdiği bu başarıda, 1947 yılında(G.E.E.'ye girmeden önce) Bingöl ilinin, Solhan ilçesinin, Ardüşen bucağında bir yıl boyunca yaptığı ilkokul öğretmenliği sırasında edindiği deneyimin öneminide unutmamak gerekir. G.E.E. Resim-İş bölümünde modelaj öğretmeni olan Hakkı İzzet Bey, İstanbul'da açılacak olan 'Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'na öğretmen ve yönetici olarak atanmak üzeredir. Yerine bölümün modelaj ve heykel dersi öğretmeni gereksinimini karşılamak için Resim-İş Bölümü'nde bir asistanlık sınavı açılır. Burhan Alkar, bu sınava girerek kazanır. Böylece sevdiği alanda daha çok çalışma olanağı bulmuştur. 1960 yılında Fransız hükümetinin bir yıllık bursu ile Paris'e gider. Türkiye'ye döndüğünde, M.E.B. tarafından yabancı ülkelerde resim,grafik ve heykel alanında ihtisas yapmak üzere açılmış olaran sınava da katılarak kazandığı başarı üzerine 1961-1965 yılları arasında dört yıllık eğitim için Paris Güzel Sanatlar Akademisi'ne gönderilir. 1965 yılında döndüğünde G.E.E. Resim-İş bölümüne modelaj ve heykel öğretmeni olarak atanır.

Burhan Alkar, 1965'den itibaren bir sanat eğitimcisi olarak G.E.E.'nde önemli katkılar sağladı. Gelişen koşullara göre bölümün programını yenilemek istememize karşın, 1963'e kadar bunu gerçekleştiremedik. Önce 2. Dünya Savaşı krizleri engelledi. Daha sonra çok partili dönem çalkantıları olanak vermedi. Bölüm kapatılmak istendi, bir yıl öğrenci alınmadı. Atelyeler fabrika gibi çalışır oldu. İstediğimiz sonuçları alamaz olduk. Gelişen dünya içindeki yenilikler çoğaldı. 1960 anayasasının sağladığı olanaklardan yararlanarak yeni bir program yaptık. Atelyelerimiz fabrika gibi olmaktan kurtuldu, yeni dersler koyduk. 1963'de bu programı uygulamaya başladık. Yetişkin eğitimi yaptığımız için yoğunlaştırılmış eğitim sistemi uyguladık. Az öğrenci ile daha uzun süreli çalışma olanağı yarattık. Böylece öğrencilerin düşündüklerini uygulayabilme ve sonuçlandırabilme olanağı sağlanmış oldu. Örneğin son sınıfta heykel dersinde haftada 16 saat çalışabiliyorlardı. Atelyelerin havası değişmişti. 1963'de uygulanmaya başlayan bu programın üçüncü yılında (1965) Burhan Alkar da yeni bilgileri ile bu programa katıldı. Atelyeyi yeni uygulama sistemine göre düzenledi. Artık büyük heykeller yapılabiliyordu. Öğrencilerin yaptığı bu heykeller, çevre ile bütünleştiğinde daha da etkili olabileceği için, G.E.E.'nün bahçesinde uygun yerlere yerleştirildi. Fotoğraflar çekildi. Bunların arasında, daha sonra heykelleri ve anıtları ile Türkiye'de ve çeşitli yabancı ülkelerde isim yapacak olan Metin Yurdanur'un da öğrencilik dönemi çalışmaları yer alıyordu. Bu heyecan bütün derslerde böyleydi. Bölüm büyük bir atılım içindeydi. Burhan Alkar'ın öğrencileri çalışmalarından gurur duyuyorlardı. İnsanlar birbirlerinden ne kadar farklı ise o kadar değişik düşünce vardır. Düşüncenin tükenmesi diye bir şey olamaz. Yeter ki bunlar gereğince ifade edilebilsin. Çünkü sanat tek düzeliği kabul etmez. Bu nedenle, bu dönemde heykel sanatçılarımızın çoğaldığına tanık oluyoruz.

Burhan Alkar lisans eğitimi üzerine Fransa'da yaptığı ihtisasın sonuçlarını kendi ülkesinde göstermek istiyordu. Artık genel bir sanat eğitimcisi olmaktan çıkıp, özel bir alanda ihtisaslaşmıştı. Bir yüksek öğrenim kurumunda eğitimcilik yapıyordu ama Burhan Alkar'a bu yetmiyordu. Kendi sanat gücünü göstermek için kişisel bir atelyesi olmalıydı. Ankara'da, abideler, heykeller, rölyefler ve döküm yapabilecek büyük bir yere gereksinimi vardı. Ve oldu da. Ankara'da Ostim'de açtığı atelyede tasarımlarını uygulayarak çalışmalarını sürdürmeye başladı(heykel,anıt,rölyef,peyzaj ve çevre düzenlemesi çalışmaları). Uygulamalarında kil, alçı, taş, bronz, ağaç, çimento, polyester kullanıyordu. Çalışmalar bitip güzel eserler ortaya çıkınca o ana kadar yaşanan güçlükler unutuluyordu.

Burhan Alkar büyük anıtlar yapmaya başladı. Durmadan üretiyordu. Atelyesinin açılışı için resimiş bölümü öğretmenlerini bir akşam yemeğine davet etmişti. Heyecan ve çoşkusunu bizlerle paylaşmak istemişti. Artık Heykeltıraş Burhan Alkar ortaya çıkmıştı. Ankara'da yabancı sanatçıların heykellerinden sonra Burhan Alkar'ın da anıtlarını görmeye başladık. Anıtlar şehri canlandıran öğrelerdir. Onlarla şehir güzelleşir. Ayrıca anıtlar bize tarihi ve bir devrin sanatını öğretir, anımsatırlar.

İşler çoğaldıkça hem G.E.E Resimİş bölümünde eğitimcilik yapmak, hem de atelyesinde abideler için çalışmak, atelyeyi yönetmek zorlaştı. Gecelerini de verse yeişemiyordu. Emekli oldu. Anıtları yurt içinde yayılıp durt dışına taştı. Avustralya'da Atatürk anıtı uygulaması, Thailan'da sevgi parkında 'sevgi' heykelini görürüz. Birçok ödül aldı. Sayısını tam bilemeyeceğim anıt heykeli ve rölyefi var. Her gün çalışıyor. Burhan kendisini anıtlarla heykellerle bütünleştirmiştir ve hepsi onun ailesi gibidir.

Bu çalışmaları yaparken sanat eğitimciliği yönünü de hiçbir zaman kaybetmiyordu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin binası önünde çok güzel bir anıt yaptı. Ofisin genel müdürü ile her konuşmasında halkın sanat eğitimi alması için neler yapılması gerektiğinden, neden böyle bir eğitime bu kadar önem verildiğinden bahsediyordu. Bu heyecandan etkilenen genel müdür 'Bizim Güvercinlik'teki tesisimizde böyle bir okul yaparmısınız?' önerisini getirdi. Teklifi kabul eden Burhan Alkar, Güvercinlik'teki tesislerde büyük barakalar içinde yüksek tavanlı kaloriferle ısıtılan atelyeleriyle altı alanda eğitim veren çağdaş bir sanat eğitimi okulu açtı. Dört yılda 200'ü aşkın öğrenci ile çalışıldı. Öğretmen desteği de G.E.E.'nün uzman öğretmenlerinden sağlandı. Baştaki yöneticilerin bakış açısına bağlı olarak sürdürülebilen bu tür çalışmalarda görüldüğü gibi büyük emeklerle, mastaflarla kurulan bu okul, sonraki bir yöneticinin kararıyla kapatıldı. Okullarımızda da hala sanat eğitiminin çocuğun eğitim sürecinde öğrendiklerini bütünlediği ve duygusal zekanın akademik zekanın kullanılmasında olmazsa olmaz bir unsur olduğu anlaşılamamaktadır. Okullarımızdaki sanat eğitiminin durumundan, bu alandı yakından tanıyan Burhan Alkar gibi birçok sanat eğitimcisi nasıl bir toplum yetişmekte olduğu konusunda endişe duymaktadır.

Sanat eğitimi ve tarih bilinci alınmayınca, içinde yaşadığımız toprakları tanımaz ve sahip çıkmazsak biri çıkıp, 'Hitit güneşi ile bizim ne ilgimiz var?' deyip form içinde sadece ay ve hilal aramakta ya da Hitit Geyiği için 'Ne yani biz boynuzlumuyuz?' diyebilmektedir. Bu yüzden kültürden yoksun insanlarla ne sanatı ne de heykeli tartışabiliriz.

Burhan Alkar, kendinin olsun olmasın, yerinden sökülen mahzenlerde çürümeye terk edilen, kolları kırılan heykellere kadar mahkemelerde uğraşarak aklananları yerine koyuyor, derneklerle beraber heykellerin, anıtların savunucusu ve koruyucusu görevini de üstleniyor.

Birçok ödülü olan Burhan Alkar'ı tüm çalışmaları için kutluyor ve gurur duyuyorum. Yeni eserlerini görmek için sabırsızlanıyorum. Nice başarılı yıllara...

Burhan Alkar Heykel Atelyesi | 11. sokak No:61 Ostim ANKARA
Telefon: (0)312 354 1285 e-posta: burhanalkar@burhanalkar.net

 

ana sayfa | galeri | atelye | hakkinda | yazilar | iletişim

2012 Burhan Alkar Heykel Atelyesi / burhanalkar.net

ozzgo.net